İklim Değişikliği Projemiz: Kuraklıkla Mücadelede Yol Haritamız
Bu yazıyı ilk kez 2023 Şubat’ında, depremden hemen önce yayınlamıştık. Aradan geçen on ayda hem bölgemiz hem de düşüncelerimiz çok değişti. 5 Aralık 2023 itibarıyla yazıyı baştan ele aldık; kuraklığı projemizin tam ortasına koyduk.
Bu yılı Hatay’da yaşayan herkes gibi biz de 6 Şubat’la hatırlayacağız. Deprem, projemizde planladığımız bazı adımları ertelemek zorunda bıraktı. Ama bir şeyi de çok net gösterdi: Doğa bize sormuyor. Yaz boyunca yaşadığımız sıcaklar, Amik Ovası’nda giderek derinleşen kuyular ve neredeyse hiç yağmayan sonbahar, bu yazıda anlattığımız her cümleyi tarlada bizzat doğruladı. 2023’ün kayıtlara geçen en sıcak yıl olma yolunda ilerlediği açıklandı; şu günlerde Dubai’de dünya liderleri COP28’de iklim için toplanmış durumda. Biz de kendi köyümüzde, kendi ölçeğimizde ne yapabileceğimizi yeniden yazdık.
İklim değişikliği nedir?
İklim değişikliği, Dünya’nın iklim sisteminde uzun süreli ve ölçülebilir değişimlerin ortaya çıkmasıdır. Atmosfer, denizler, buzullar ve karalar arasındaki etkileşimin sonucudur; on yıllar, yüzyıllar boyunca sürer ve etkisini küresel ölçekte gösterir. Doğal etkenleri de vardır, ancak bugün yaşadığımız hızlı değişimin ana nedeni insan faaliyetleridir: fosil yakıt kullanımı, ormansızlaşma, sanayi ve yanlış tarım uygulamaları atmosferdeki sera gazlarını artırıyor. Bu gazlar ısıyı yeryüzünde tutuyor; sonuç küresel ısınma, deniz seviyesinin yükselmesi, aşırı hava olayları ve bizim en çok hissettiğimiz şey olan su kaynaklarının azalması.
İklim değişikliğinin başlıca faktörleri

Küresel ısınma
Karbondioksit, metan, su buharı gibi sera gazları atmosferde biriktikçe güneşten gelen ısı yeryüzünde hapsoluyor ve Dünya’nın yüzey sıcaklığı uzun vadede artıyor. Sonuçları tanıdık: deniz seviyesinin yükselmesi, kasırga ve sel gibi hava olaylarının sıklaşması, kuraklık, toprak erozyonu ve biyolojik çeşitliliğin azalması. Bu etkiler yalnızca doğayı değil, ekonomik faaliyetleri ve hepimizin yaşam kalitesini etkiliyor. Çözüm tarafında ise sera gazı salımının azaltılması, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve sürdürülebilir kalkınma var.
Ekosistem değişiklikleri
Ormanların tahribi, plansız kentleşme, su kaynaklarının aşırı kullanımı, madencilik ve kirlilik ekosistemleri geri dönüşü zor biçimde değiştiriyor. Bunun sonucu habitat kaybı, türlerin yok olması, istilacı türlerin yayılması ve kirliliktir. İklim değişikliği bu zinciri hızlandırıyor. Çare de bellidir: koruma alanları oluşturmak, ormancılık ve tarımı sürdürülebilir hale getirmek, istilacı türleri kontrol etmek, kirliliği kaynağında önlemek.
Sera gazı emisyonları
Sera gazları iki kaynaktan gelir. Doğal kaynaklı olanlar su buharı, karbondioksit, metan ve ozondur. İnsan kaynaklı olanlar ise fosil yakıt, sanayi, tarım, ormancılık ve atık depolama faaliyetlerinden salınan karbondioksit (CO₂), metan (CH₄), azot oksitler (NOx) ve florlu gazlardır. Asıl sorun ikinci gruptur. Emisyonları azaltmanın yolları da belli: temiz enerji, enerji verimliliği, sıfır emisyonlu ulaşım, ormanların korunup yeni orman alanlarının oluşturulması ve tarımda sürdürülebilir uygulamalar. Biz bir kooperatif olarak bu listenin son iki maddesine odaklandık.
Kuraklık: Bizim için en somut sonuç

İklim değişikliğinin bütün başlıkları önemli; ama Kırıkhan’da bir ziraat mühendisine ya da bir çiftçiye sorarsanız cevap tek kelimedir: kuraklık. Yağış rejimi bozuldu, kışın yağması gereken yağmur ya gelmiyor ya da bir günde sel olup akıp gidiyor. Ova bu açığı yeraltı suyuyla kapatıyor; kuyular her yıl biraz daha derine iniyor. Bu tempoyla devam ederse önce sulu tarım, sonra köy hayatı sürdürülemez hale gelecek.
Bu yüzden projemizde iki ilke koyduk. Birincisi, dikeceğimiz her türün susuzluğa dayanıklı olması. İkincisi, tek damla suyun boşa gitmemesi: damla sulama, toprağı örten malç ve toprağın su tutma kapasitesini artıran organik madde. Kimyasal gübre ve ilaç yok; çünkü kimyasal, toprağın canlılığını ve dolayısıyla su tutma gücünü öldürüyor.
Projemizi nasıl kurguladık?
Kadın girişimi kooperatifi olarak oturduk, uzun uzun konuştuk ve neler yapabileceğimizi kaleme aldık. Deprem yüzünden bazı adımları ertelemek zorunda kaldık; ama planımız hâlâ aynı.
- Konu belirleme. İklim değişikliği çok geniş bir alan; sera gazı emisyonları, küresel sıcaklık artışı, deniz seviyesi, ekosistem değişiklikleri gibi birçok alt başlığa ayrılıyor. Üç ziraat mühendisi ve bir bilgisayar programcısından oluşan ekibimiz, sera gazı emisyonları ve küresel sıcaklık artışı başlıklarıyla mücadeleye karar verdi.
- Araştırma. Her iki konuda geniş çaplı bir okuma yaptık; çok farklı görüşlerle karşılaştık. Vardığımız ortak nokta şuydu: Sera gazları dünyamızı etkileyen en büyük faktörlerden biri. Peki bir köy kooperatifi bu konuda ne yapabilirdi?
- Amaç. Kendi ölçeğimizde sera gazı emisyonlarını azaltmak ve atmosferden karbon tutan yeşil alan oluşturmak.
- Hedef. Kooperatif ortaklarımızın faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını yüzde 10 azaltmak ve çevremizdeki ormanlık alanları korumak.
- Tespit. Bulunduğumuz il ve ilçelerde her yıl mantar gibi biten imar alanları yüzünden ormanlık alanlarımızı kaybediyoruz. Coğrafyamızda maki türü bitkilerin bu kadar yaygın olması, ormanlarımızın sahipsiz kaldığının göstergesi. Önce bu kaybın önüne geçmek gerekiyor.
- Analiz ve karar. Bir taraftan kooperatif ortaklarımızın ve köylü paydaşlarımızın ekonomik özgürlüğünü artırmak, diğer taraftan doğaya nefes aldırmak için 2023-2028 yılları arasında 50 dönümlük makilik ve kayalık alanı orman meyveleriyle yeşertme hedefini ortaya koyduk.
- Çözüm. Katma değerli ürün yetiştirerek ortaklarımıza ve paydaşlarımıza gelir sağlamak, istihdam oluşturmak ve sera gazını tutabilecek geniş, düzenli, bakımlı bir yeşil alan kurmak. Bütün bunlar yapılırken hiçbir kimyasal kullanılmayacak ve yalnızca susuzluğa dayanıklı türler dikilecek. Yaptığımız analizler, bu yaklaşımın hem yerel halktan hem de ulusal ve uluslararası kurumlardan destek bulabileceğini gösteriyor.
- Raporlama. Projeyi üç yıl içinde hem etkili bir orman alanı oluşturacak hem de ekonomik getirisi olacak şekilde tasarladık. Her yıl öncesi ve sonrasını ölçüp burada paylaşacağız.
Sürdürülebilir tarım ve Endüstri 4.0’ın bize öğrettikleri
Israrla üzerinde durduğumuz konu ve kooperatifimizin kuruluşundaki en büyük amaç, dünyanın en büyük endüstrisi, en eski mesleği ve olmazsa olmazı olan sürdürülebilir tarımdır. Hırsımızın gelecek nesillerin hayatını kısaltmasına, ciddi sağlık sorunlarına yol açmasına izin vermememiz gerekiyor.
Tüm dünyada şu sıralar trend olan şey, endüstrinin sağladığı faydalardan bir nebze olsun uzaklaşabilmek; doğayla iç içe yaşamak. Endüstri 3.0 ve 4.0 gibi kavramların insan hayatını nasıl etkilediğini hep birlikte gördük. Nimetlerini inkâr etmiyoruz: Ulaşım çok kolaylaştı ve hızlandı; gıdalarımız hijyenik, bol çeşitli, lezzetli ve kusursuz görünümlü oldu; ısınmak artık bir düğmeye basmak kadar kolay. Ama bedeli de büyük: Vücutlarımız hantallaştı, sağlığımız elden gitti, karbondioksit arttı. Biz bu terazide doğanın tarafında durmayı seçiyoruz.
Yetkililere ve ortaklarımıza çağrımız
Yetkili mercilerle görüştüğümüz bu konuların acilen nihai bir karara bağlanması elzemdir. Makilik ve kayalık alanların tahsisi, susuzluğa dayanıklı fidan desteği ve damla sulama teşviki gibi başlıklar bir kooperatifin tek başına altından kalkabileceği işler değil. Ortaklarımızdan ve okurlarımızdan ise tek bir şey istiyoruz: Bu konuyu uzak bir dünya meselesi olarak değil, kendi tarlasının ve kendi kuyusunun meselesi olarak görmelerini. Fikirlerinizi, önerilerinizi ve eleştirilerinizi iletişim sayfamızdan bize ulaştırabilirsiniz.
